SİNİR SİSTEMİNİN BOZULMASI VE SİNİR SİSTEMİNİN BOZULMASI SONUCU ORTAYA ÇIKAN HASTALIKLAR

SİNİR SİSTEMİNİN BOZULMASI VE SİNİR SİSTEMİNİN BOZULMASI SONUCU ORTAYA ÇIKAN HASTALIKLAR

Hasar gören sinir hücreleri kendini yenileyemez. Üstelik sinir sistemindeki bir bozukluk diğer sistemleri de etkiler. Darbe alma, dengesiz beslenme, stres, uykusuzluk, sigara, alkol sinir sisteminde hasara yol açabilir.

Sinir sistemimizle ilgili rahatsızlıkların bazıları şunlardır:

Felç: Hareket sinirlerinin zedelenmesi veya kopması durumunda, ilgili organlardaki kaslara emir ulaştırılamaz. Ayrıca bu organlara ait kaslar, organı çalıştıramaz.

Akıl Hastalığı: Temel düşünce ve davranışlarda, yaşama ve insan doğasına uymayan davranışlara ve davranış bozukluklarına sahip kişilerde görülür.

Menenjit: Beyni ve omuriliği örten zarın iltihaplanmasıdır. Tedavi edilmezse öldürücüdür.

Sara: Beyin hücrelerinin ani bilinç kaybına uğramasıdır.

Kuduz: Virüslerin sebep olduğu hastalıktır. Tedavi edilmezse öldürücüdür.

Multiple Skleroz (MS): Vücudun bazı sinirlerinde, miyelin kılıfın parçalanmasıyla oluşur. Görme, konuşma, denge, eş güdümde bozukluklara, sakarlık ve titremelere yol açar. Tedavisi henüz yoktur.

Parkinson: Mesajların sinapslardan atlamasını sağlayan kimyasal ileticiler görevini yapamaz. Bu yüzden vücudun bazı yerlerinde titremeler, sarsılmalar olur.

SİNİR SİSTEMİ VE SİNİR SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ

SİNİR SİSTEMİ VE SİNİR SİSTEMİNİN ÖZELLİKLERİ

İç ve dış ortamdan gelen uyartıları alan, değerlendiren, iç organlarımızın çalışmasını sağlayan, uyartıları cevaplandıran sisteme sinir sistemi denir.

BEYİN

BEYİNCİK

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİ OMURİLİK SOĞANI

OMURİLİK

SİNİR SİSTEMİ

SOMATİK SİNİR SİSTEMİ

ÇEVRESEL SİNİR SİSTEMİ SEMPATİK SİNİR

OTONOM SİNİR SİSTEMİ

PARASEMPATİK SİNİ

SİNİR SİSTEMİ – SİNİR SİSTEMİMİZ NASIL ÇALIŞIR?

SİNİR SİSTEMİ – SİNİR SİSTEMİMİZ NASIL ÇALIŞIR?

Sinir merkezleri göz, deri gibi organlar vasıtasıyla dış ortamla ilişki kurmamızı sağlar. Duyu organları ile sinir merkezlerini birleştiren hücre veya hücre topluluklarına sinir denir. Sinir hücrelerine nöron adı verilir. Nöronlar farklılaşmış hücrelerdir.

Bir sinir hücresinin şekli yıldıza benzer. Gövdeden çıkan çek sayıdaki kısa uzantıya dendrit denir. Her sinir hücresinden bir tane de uzun uzantı çıkar. Buna da akson adı verilir. Bazı sinir hücrelerinde, aksonların üzeri miyelin kılıf denilen yapıyla örtülüdür. Miyelin kılıf sinirsel iletimin hızlı olmasını sağlar. Sinir hücrelerinin gövdelerinde çekirdek vardır ancak, sentrozomları olmadığından, bölünüp çoğalamazlar.

Boşluğa sinir hücresi ve sinirsel iletim çizimleri yapılacak

Sinir hücreleri duyu organlarından gelen uyartıları dendritle alır, aksonlar boyunca iletirler. Uyartıların taşınması elektriksel ve kimyasal olaylarla gerçekleşir. Akson ve dendritler arasında direk bağlantı yoktur, arada boşluk bulunur. Buna sinaps denir. Sinapslarda iletim kimyasal, aksonlarda iletim elektriksel yollarla olur. Alınan uyartıların sinir hücrelerinde oluşturduğu elektriksel ve kimyasal değişikliğe impuls denir. İmpuls oluşabilmesi için uyartının eşik şiddetinde olması gerekir.

Dinlenme anında aksonların dış kısmı pozitif, iç kısmı negatiftir. Uyartının taşınması sırasında, elektrik yükleri yer değiştirerek aksonlar boyunca iletilir. Elektrik yükleri aksonun ucuna ulaşınca buradan kimyasal bir hormon salgılanır.

Buna sinir hormonu denir ve uyartının ikinci sinir hücresine geçmesini sağlar.

İstemli hareket sinirleri ( iskelet kaslarına giden sinirler) miyelin kılıflı, istemsiz hareket sinirleri (otonom sinirleri) ise miyelin kılıfsızdır. .

Üç çeşit nöron vardır:

Duyu organlarının aldığı uyartıyı, merkezi sinir sistemine (beyin veya omuriliğe ) taşıyan sinirlere duyu nöronları denir. Duyu nöronları iç organlarımızdan gelen impulsları ( iletileri ) da beyne veya omuriliğe iletebilir.

Ara nöronlar ise, merkezi sinir sistemi içinde bulunan bilgi değerlendirme nöronlarıdır. Duyu ve motor nöronları arasında mesaj taşır.

Merkezi sinir sisteminden alınan bilgileri ve cevabı organlara taşıyan sinirlere motor (hareket) nöronları denir. Hareket nöronları bir kas veya bezde sonlanır.

Beyindeki sinirler karmadır.

u İstemli ve istemsiz ( refkeks ) hareketlerimizde yapılan sinirsel iletimin izlediği yollar birbirinden farklıdır:

u İstemli hareketlerimizde uzun iletim görülür:

Duyu cisimcikleri Duyu nöronu Ara nöron Beyin (emir verir)

(dış ortamdan uyartıyı alır ) (omurilikten geçer)

İstemli Hareket Kas Hareket nöronu Ara nöron

(omurilikten geçer)

u Refleks hareketlerimizde kısa iletim görülür:

Duyu cisimciği Duyu nöronu Ara nöron Refleks Hareket

( omurilik emir verir)

PROTEİNLER VE PROTEĞİNLERİN ÖZELLİKLERİ

PROTEİNLER VE PROTEĞİNLERİN ÖZELLİKLERİ

· C,H,O,N ve bazılarında S,P bulunur.

· Yapı taşları 20 çeşit aminoasittir.

· a.a+a.a+a.a+..............................+a.a = Protein + (n-1)H2O222

--------------------------------------------

n tane

· Peptit bağı ile bağlanırlar.

· DNA şifresi ile sentezlenen tek moleküldür.

· Enzim,hormon ve hücre zarı yapısına katılır.

· Solunumla ancak zor durumlarda yakılırlar.Solunum ürünleri H2O , CO2 , H2S , NH3 , üre ve ürik asittir.

· Aminoasitler anfoter özellik gösterirler.

· Proteinler virüslerden insanlara kadar bütün canlılarda yaşamsal rolleri olduğundan hücrelerde en çok bulunan organik moleküllerdir.

· Proteinler enerjiyi hemen kaybettiklerinden dolayı 3. dereceden enerji kaynağıdır.

· Proteinler vücutta enerji kaynağı olarak kullanılırsa vücutta zayıflama ve dengesizlik görülür.

· Proteinler her canlı türüne özgü olup antijen özellik gösterirler.Yani farklı özelliğe sahip bir canlıya aktarıldığında antikor oluşumuna sebep olur.

OMURİLİK VE OMURİLİĞİN ÖZELLİKLERİ

OMURİLİK VE OMURİLİĞİN ÖZELLİKLERİ

Omurilik soğanından başlayıp, omurga kanalı (omurga kemiklerinin üst üste dizilmesiyle oluşan kanal) içinden, kuyruk sokumuna kadar devam eden bir sinir demetidir. Omurga kanalı, omuriliği dış etkenlerden korur. Omuriliğin ön ve arka kısmında derin yarıklar bulunur. Ön ve arka kısımdan ikişer çift sinir çıkar, sonra birleşerek tek çift sinirler halinde vücuda yayılırlar. Omurilikten 31 çift karma sinir çıkar. Duyu sinirleri omurilikte çapraz yaparlar.

Omuriliğin dışı ak maddeden, içi boz maddeden oluşur. Boz maddenin ak madde içindeki görünümü kelebek şeklini andırır.

Görev Ve İşlevleri:

1- Beyin ile çevresel sinir sistemi arasındaki bağlantıyı sağlar. Beynin gönderdiği emirleri kaslara ve iç salgı bezlerine götürür.

2- Refleks hareketlerinin merkezidir.

3- Sürekli yaptığımız hareketler, önce beynin denetiminde gerçekleşir. Bunlar iyice öğrenildikten sonra denetimi omurilik alır. Hata yapılınca beyin tekrar devreye girer. Örneğin, dans etme, spor yapma, örgü örme, araba kullanma gibi alışkanlık haline getirilmiş hareketler.

Refleks: Dış çevreden gelen bir uyarı etkisi ile vücudun ani olarak, istem dışı ve düşünmeden verdiği tepkidir. Refleks hareketler, mekanik, fiziksel, kimyasal veya ruhsal sebeplerle olabilir.

Mekanik Ayağın gıdıklanması, diz kapağına vurma etkenleriyle oluşan refleksler gibi.

Fiziksel Güneş ışığında göz bebeğinin küçülmesi gibi.

Kimyasal Limon yalandığında tükürük sıvısının daha çok salgılanması gibi.

Ruhsal Limon denildiğinde ağzın sulanması gibi.

İki tip refleks vardır:

1- Kalıtsal Refleksler: Doğuştan gelir, kişinin kalıtsal yapısında bulunur. Örnek: yeni doğan bebekte emme refleksi, diz kapağı refleksi, çok sıcak cisme dokununca elin çekilmesi, karanlıkta gözbebeğinin büyümesi.

2- Şartlı Refleks: Öğrenme yoluyla sonradan kazanılır. Bu tip refleksler önce beynin kontrolündedir. Sonra omuriliğe geçer. Örnek: Bisiklet sürmek, dans etmek, şarkı söylemek, limon görünce ağzın sulanması.

OMURİLİK SOĞANI VE OMURİLİK SOĞANININ ÖZELLİKLERİ

OMURİLİK SOĞANI VE OMURİLİK SOĞANININ ÖZELLİKLERİ

Beynin son kısmı ile omuriliğin başlangıcıdır. Dış görünüşü taze soğana benzer. Dışı ak madde, içi boz maddeden oluşur. Beyin ile omurilik arasındaki sinirsel iletimi sağlar. Vücut organlarından beyne, beyinden vücuda giden sinirlerin bir kısmı doğrudan geçer, bir kısmı buradan geçerken çaprazlaşır. Bu yüzden beynin sağ yarım küresi vücudun sol tarafını, beynin sol yarım küresi vücudun sağ tarafını kontrol eder.

Görev Ve İşlevleri:

1- Solunum, boşaltım, dolaşım gibi istemsiz çalışan sistemlerin çalışmasını düzenler.

2- İsteğimiz dışında gerçekleşen, iç organların hareketlerini yönetir.

3- Kalbin çalışmasını, kan damarlarının genişleyip, büzülmesini kontrol eder.

4-Kusma, öksürme, hapşırma, yutma, çiğneme, metabolizma gibi olayları düzenler.

5- İdrar torbasının çalışmasını kontrol eder.

Omurilik soğanı, özellikle dolaşım ve solunumu kontrol etmesiyle, hayat düğümü olarak adlandırılır. Omurilik soğanı çıkarılan bir insan ölür.

OKSİTLER VE OKSİTLERİN ÖZELLİKLERİ

OKSİTLER VE OKSİTLERİN ÖZELLİKLERİ

Elementlerin oksijen ile oluşturdukları bileşiklere oksit denir. Oksitleri metal ve ametal elementleri oluştururlar. Fakat soy gazlar (He–Ne–Ar–Kr–Xe–Rn) ve halojenler (F–Cl–Br–I) oksitleri oluşturmazlar.

a) Metal Oksitler :

Metallerin oksijen ile oluşturdukları bileşiklere metal oksitler denir. Metal oksitlerin sulu çözeltileri baz özelliği gösterir.

Na2O Sodyum Oksit Na2O + H2 2Na(OH) K2O Potasyum Oksit K2O + H2O 2K(OH)

Li2O Lityum Oksit Li2O + H2O 2Li(OH)

MgO Magnezyum Oksit MgO + 2H2O Mg(OH)2

BeO Berilyum Oksit BeO + H2O Be(OH)2

BaO Baryum Oksit BaO + H2O Ba(OH)2

CaO Kalsiyum Oksit CaO + H2O Ca(OH)2

FeO Demir (II) Oksit FeO + H2O Fe(OH)2

Fe2O3 Demir (III) Oksit Fe2O3 + 3H2O 2Fe(OH)3

ZnO Çinko Oksit ZnO + H2O Zn(OH)2

Al2O3 Alüminyum Oksit Al2O3 + 3H2O 2Al(OH)3

b) Ametal Oksitler :

Ametallerin oksijen ile oluşturdukları bileşiklere ametal oksitler denir. Ametal oksitlerin sulu çözeltileri asit özelliği gösterir.

SO2 Kükürt Di Oksit

CO2 Karbon Di Oksit CO2 + H2O H2(CO)3

N2O3 Di Azot Tri Oksit

N2O5 Di Azot Penta Oksit

SO3 Kükürt Tri Oksit SO3 + H2O H2(SO4)

P2O3 Di Fosfor Tri Oksit

CO Karbon Mono Oksit

NO Azot Mono Oksit

NOT : 1- Asit ve bazları birbirinden ayırmak için kullanılan maddelere ayıraç veya indikatör veya belirteç denir.

İNDİKATÖR

(AYIRAÇ = BELİRTEÇ)

ASİT

BAZ

TUZ

Fenol Ftalein Çözeltisi

Renk Değiştirmez

Pembe Renkli Olur

Renk Değiştirmez

Turnusol Kağıdı

Maviden Kırmızıya

Kırmızıdan Maviye

Değişme Olmaz

Metil Red (Metilen Kırmızısı)

Kırmızı Renkli Olur

Sarı Renkli Olur

Turuncu Renkli Olur

Metil Oranj (Metilen Mavisi)

Kırmızı Renkli Olur

Sarı Renkli Olur

Turuncu Renkli Olur

Kırmızı Lahana

Renk Değiştirmez

Yeşil Renkli Olur

Biromtimol Mavisi

Sarı Renkli Olur

Mavi Renkli Olur

Alizarin Sarısı

Sarı Renkli Olur

Kırmız Renkli Olur

2- Asitler ve bazlar saf haldeyken, tuzlar da katı haldeyken elektrik akımını iletmezler.

3- Asit, baz ve tuzların sulu çözeltilerinde (+) ve (­–) yüklü iyonlar birbirinden ayrıldığı için bu bileşiklerin sulu çözeltileri elektrik akımını iletirler.

4- Katı iletkenlerde elektrik akımı (–) yüklerin yani elektronların hareketi ile iletilir. Sıvı çözeltilerde ise elektrik akımı sadece (­­­–­) yüklerin değil hem (+) hem de (­–) yüklerin yani iyonların hareketi sayesinde iletilir.

5- Yapısında H bulundurmasına rağmen her bileşik asit değildir.

C6H12O6 → Glikoz → Asit Değil

NH3 → Amonyak → Asit Değil

6- Yapısında OH bulundurmasına rağmen her bileşik baz değildir.

C2H5OH → Etil Alkol → Baz Değil

7- Yapısında OH bulundurmamasına rağmen sadece amonyak (NH3) bazdır.

8- Kuvvetli asitler ve bazlar suda çözündüklerinde (yani sulu çözeltileri oluşturulduğunda) tam olarak iyonlaşabilirler ve elektrik akımını iletebilirler.

9- Zayıf asitler ve bazlar suda çözündüklerinde (yani sulu çözeltileri oluşturulduğunda) tam olarak iyonlaşamadıkları için elektrik akımını iletemezler.

10- Yapısında karbon (C) elementi bulunan organik asitlerle yani meyve ve diğer besinlerde bulunan asitler zayıf asitlerdir ve tam olarak iyonlaşamazlar.

11- SO2 ve CO2 gibi bileşikler yalnız başlarına asit olamayıp suda çözündüklerinde asit özelliği gösterirler fakat zayıf asit oldukları için sulu çözeltileri elektrik akımını iletmez.

SO2 + H2O H+ + (HSO3)

CO2 + H2O H+ + (HCO3)

12- Yapısında karbon (C) bulunan asitlere organik (karboksilli) asitler denir. Organik asitlerin yapısındaki karbon (C) sayısı arttıkça asitlik kuvveti artar.

HCOOH → CH3COOH → C2H3OH(COOH)2 Asitlik Kuvveti Artar

13- Yapısında oksijen (O) bulunan asitlere oksi asitler denir. Oksi asitlerin yapısındaki oksijen (O) sayısı arttıkça asitlik kuvveti artar.

HClO → HClO2 → HClO3 → HClO4 Asitlik Kuvveti Artar

14- Periyodik çizelgede herhangi bir periyotta bulunan elementlerin oluşturacaklar asitlerin kuvveti, soldan sağa doğru gidildikçe artar.

Li → Be → B → N → F Oluşturacakları Asitlerin Kuvveti Artar

15- Periyodik çizelgede herhangi bir grupta bulunan elementlerin oluşturacakları asitlerin kuvveti yukarıdan aşağı inildikçe artar.

F → HF

Cl → HCl Asitlik Kuvveti Artar

Br → HBr

I → HI

16- Oksijensiz asitler soy metallerle (Cu–Ag–Au–Pt–Hg) tepkime vermezler.